26 Şubat 2018 Pazartesi

Ovacıklılar Dönmek İçin Yeri Halk Meclisinden İstedi


Gebze’deki Ovacıklılar, 1994’te mecburi göç ettikleri Ovacık’a dönmek istiyor. Konut için kamu arazisi talebi Halk Meclisi’ne gönderildi




Gebze Dersimliler Derneği Başkanı Müjidiye Koçak panelin sonunda Başkan Maçoğlu'na çiçek takdim etti. 

1990’lı yılların başındaki köy boşaltmaları ile 56 yıl aradan sonra ikinci defa mecburi göçe zorlanan Ovacıklılar, Ovacık’a geri dönmek için Ovacık merkezi civarındaki kamu arazilerinden kendilerine konut yapmaları şartıyla yer satılmasını, buralarda kendi kuracakları kooperatifler veya TOKİ işbirliğiyle konut inşa etmek istiyor.

Yerel Yönetimler Paneline Hemşeri İlgisi

Makine Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Gebze Temsilciliği’nin hafta sonu Gebze’de gerçekleşen yerel yönetimler konulu panelinde panelistlerden biri Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu oldu. Panele Gebze ve civarından çok sayıda Tuncelili/Dersimli ve Ovacıklı da yoğun ilgi gösterdi.

Dersim Halkı Dersim’e Dönmelidir


1994’teki zorunlu göçte Ovacık’a bağlı Ağaçpınar Köyü Saruhan Mezrası’ndan 20’li yaşlarda iken Gebze’ye göç etmek zorunda kalan Zeynel Sarıtaş panelin soru cevap bölümünde söz alıp bu öneriyi gündeme getirdi. Resmiyette Ovacık Belediye Başkanlığı makamına gibi gözükse de kararların halkla birlikte alınmasından ötürü Ovacık Halk Meclisi’ne, “Dersim Halkı Dersim’e Dönmelidir” başlığıyla dilekçe verip talepte bulunan Sarıtaş şimdi meclisten yanıt bekliyor.

Kooperatifler Veya TOKİ Marifetiyle

Sarıtaş söz konusu dilekçede üç maddeden oluşan öneri ve taleplerini; “Ovacık merkeze bağlı ovada kamuya ait arazilerden oluşan ve insanların üzerinde ev yapabilmeleri için bedeli karşılığında arsa tahsis etmek, bu arsaları mahalleler bazında oluşturmak”, “Bu arsaların üzerine birer konut yapmak. Bu da hak sahipleri tarafından kurulacak kooperatifler aracılığı ile yapılabilir” ve  “Üçüncü bir uygulama, yine TOKİ ve benzeri yöntemlerdir” diye sıraladı.

Maçoğlu: 13 Köyde Yaşam Yeniden Başladı

Zeynel Sarıtaş’ın uzun sunumunu dikkatle dinleyen Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu belediye olarak Ovacık’a geri dönüş yapan / yapacak vatandaşlara konut inşa etmek gibi ekonomik bir güce sahip olmadıklarını belirtti. Buna karşın o köylerden 13’ünde geri dönüşün yaşandığını belirten Maçoğlu, “Bu 13 köyden altısında yılın 12 ayı, yedisinde ise yaz mevsiminde yaşam sürüyor. Biz belediye olarak dönerek konut inşa etmek isteyen vatandaşa bazı malzemelerin temini, işçilik gibi konularda destek olmaya çalışıyoruz” dedi.

TOKİ Projesi Eksik Bir Projedir

Ferdi olarak yaptığı öneriyi Gebze Gündemi’ne değerlendiren Zeynel Sarıtaş, “Bu talebimi gerek o toplantıda gerekse sosyal medyadaki sayfamdan paylaşımlarla duyurduktan sonra çok sayıda yöre derneğinden destek gördü. Geçen yıl TOKİ ile yapılan anlaşma ile bir proje başlatılmıştır ancak projeye katılım sadece Ovacık İlçesi’nde ikamet edenler ile sınırlı tutulmuştur. Dilekçemde de ifade ettim. Proje bu yönüyle eksiktir. Şahsım dahil olmak üzere dönüş yapmak isteyen çok sayıda Ovacıklı’nın, Dersimli’nin beklentisi ve talebi dikkate alınmalıdır” diye konuştu.

Halk Meclisi’nin Yanıtını Merakla Bekliyorum

TKP’li Fatih Mehmet Maçoğlu’nun başkanlık yaptığı Ovacık Belediyesi’nde kararların halk meclisi marifetiyle alınmasından esasla taleplerine yanıtı halk meclisinden beklediklerini kaydeden Sarıtaş, “Ne tür bir yanıt geleceğini merakla bekliyorum” dedi.

Üç Mahallesi, 20’si Merkezi 61 Köyü Var


Zeynel Sarıtaş ve eşi Nurten Sarıtaş panelin ardından Başkan Maçoğlu ile. 

Merkezinde üç mahallesi, 61 köyü olan Ovacık’ta bu köylerin 18-20’si merkezi köy diye tanımlanıyor. Diğer 40’ı aşkın köyün bazıları yasaklı bölgede yer alıyor. Çoğunda gerek ulaşım imkansızlığı ile alt ve üstyapı hizmetlerinin yoksunluğu, gerekse özellikle kış mevsimlerinin çetin koşullarından ötürü yaşam, “imkansız”lık boyutunda.

Kamudan Halka Yer Tahsisi Merkezden Olmalı

Zeynel Sarıtaş’ın önerisinde kamu arazilerinden halka bedeliyle ve konut yapma şartıyla yer tahsisi, merkezi bölgeden olmalı. Bu şekilde Ovacıklılar köylerine ve mezralarına olmasa dahi ilçelerine dönüş yapabilecek ve köyleri/mezralarına günlük geliş gidişlerle tarım ve hayvancılığa dayalı faaliyet sürdürüp toprakları ile bağlarını kopartmayacak. Sarıtaş’ın söz konusu dilekçesi aynen şöyle:

Bir Fırtına Kopmuş İnsanlar Göç Ettiriliyordu

Geçmişini bilmeyen, geleceği hakkında söz sahibi olamaz, ben de biraz geçmişten başlayayım. Yıl 1994, köyler boşaltılıp bölge insansızlaştırılmaya çalışıldığında, en büyük zararı merkezin dışında kalan köyler ve yerleşim yerleri görüyordu. Bir fırtına kopmuş gibi, insanlar göç ettiriliyordu, göçe zorlanan insanların çoğu daha önce yaşadıkları 1938 katliamı filminin ikinci seansını izliyor gibiydiler. Endişe, kaygı, gurbet ve bilinmezlik, bir kez daha onların kaderi olmuştu. Belki de bir daha dönmeyecek, görmeyecek ve bir daha ikamet edemeyecekleri topraklarına son kez bakıyor ve hüzünleniyorlardı.

1938 Göçünün Bir Tekrarı Gibiydi

Bu yaşadıkları 1938’in tekrarı gibiydi. Yine sürgün gözüküyordu başka seçenekleri kalmamıştı. ‘38 sonrası sürüldükleri batı illerinden, zorunlu göç yasasındaki değişikle çıkarılan aftan yararlanarak köylerine dönen insanlar bir kez daha doğup büyüdükleri topraklardan kopmuşlardı. Bu insanlar göçün, gurbetin, yalnızlığın ve yeniden imarın ne olduğunu çok iyi biliyorlardı. Hatta geri dönüp dönmeyeceklerini bile bilmiyorlardı. Bu insanların birçoğu gittikleri o gurbet dediğimiz memleketlerde öldüler. Ömrü yetmedi doğup büyüdükleri toprakları görmeye.

Kiminin Cenazesi Ancak Harput Gülmez’de Defnedilebildi

Kimisi vefat ettiği yerde defnedilirken, kiminin cenazesi ancak Harput’ta Gülmez Mezarlığı’na (Dersim Dağları’nı karşıdan gören kısmı) defnedilebildi.  Çok az sayıda insanın cenazesi doğduğu topraklara ulaşabildi. Çünkü bölge insansız ve imarsızdı. Hala da öyle imarsız ve insansız olarak duruyor bu topraklar. Söz konusu coğrafyanın başında eski adıyla Lertik ya da yasak bölge diye anılan civar köy ve mezralar geliyordu. Bu köylerin tümü neredeyse hala boş duruyor. Buralara yazın giden birkaç arıcının dışında kimsecikler yaşamıyor.

Buraları İmar Etmeye Bizlerinde Ömrü Yetmeyecek!

Eğer böyle giderse burada yeniden yaşam imkânsız gibi gözüküyor. Bölge boşalttırılırken 20’li yaşlarda olan bizlerinde ömrü yetmeyecek buraları imar etmeye. Biz de anne babalarımızın kaderini yaşayacağız. Bu sadece bizim değil şehirde doğmuş çocuklarımızın da kaderi olacak gibi gözüküyor. Buralardan tamamen kopacaklardır.

Kaderimiz Bizden Önceki Kuşağa Benzemesin

Bizim kuşaktan sonra Dersim diye bir şehirleri olmayacak. İstiyorum ki onları bu şanstan mahrum bırakmayalım. Bunları niçin anlatıyorum biliyor musunuz, bizim kaderimiz de bizden önceki kuşağa benzemesin diye; çünkü onlar bizim ana ve babalarımızdı onların yaşadıklarını en çok biz çocukları biliriz. Onun için mutlaka bir çözüm bulmalıyız. Politik bir kararın eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum.

Her Dersimli Dersim’e Dönmelidir

Temel şiarımız, ‘Her Dersimli Dersim’e dönmelidir’ olmalı. Böyle bir projeyi hayata geçirmemiz durumunda çoğu Dersimli’nin kendi topraklarına dönüş yapma arzusunda olduğu görülecektir. Bu politik projeyi gerçekleştirmek siz yetkililerin görevi olduğu kadar eseri de olacaktır diye düşünüyorum.

Bu Mesele Politiktir. Görmezden Gelemeyiz

Hepimiz biliyoruz ki bu soruna çözüm bulmak bölge insanının kendi başına başaramayacağı kadar büyüklüktedir. Sayın Başkan;
Belediye başkanlığınız süresince göstermiş olduğunuz devrimci çaba ve kişisel performasınız, Ovacık Halkı ile birlikte aldığınız kararlar yaptığınız icraatlar halk tarafından takdir edilmektedir. Ancak yukarıda sözünü ettiğim sorunla ilgili bir çabanızın olmadığını (en azından şu ana kadar) gözlemlediğimi üzülerek belirtmek istiyorum. Çünkü bu mesele politiktir bunu görmezden gelemeyiz. Sizler de bölgenin geleceği için politik kararlar alabilirsiniz.

TOKİ Projesi Olumlu Ama Yetersiz
Merkezin Dışında da Başvuru Alınmalıydı

TOKİ aracılığı ile yapmış olduğunuz konut projesinin olumlu olmasıyla beraber yetersiz olduğu ortada. Evsizlerin ev sahibi olması kadar önemli bir ihtiyacı gidermektesiniz; ancak bu hakkın sadece merkezde ikamet eden insanlara verilmesi merkezin dışında ikamet edenlerin başvuruya kabul edilmemesi büyük bir haksızlık ve eksikliktir. Birinci önceliğiniz merkeze uzak köy ve mezralarda ikametgâhı olan insanların gidemedikleri bu topraklara, dönüşünü sağlamak olmalıdır. Yani geri dönüşü özendirecek ve kolaylaştıracak, buna yardımcı olacak adımlar atmalısınız. Aksi halde bir ayağı eksik kalır.

Ancak Gülmez’den Görürüz Dersim’i

Bu halkın kendi başına yeniden imarı gerçekleştirme şansının
olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Belediye olarak sizin rolünüz burada önem kazanıyor. Aksi durumda benim yaşımdakiler de ancak Gülmez’den görür Dersim’i. Çocuklarımız da tamamen yabancısı olacak memleketin, bunu da hiçbirimiz istemeyiz sanırım.

Merkezde Yerleri Olursa Günübirlik Gidip Gelirler

Bölge insanının ekonomik ve coğrafi durumu, (merkeze uzaklığı, ulaşım, yol, su, elektrik vs) göz önünde bulundurulduğunda, insanların köylerine dönüş yapması imkânsız gibi. Oysa merkezde birer yerleri olsa, köyleriyle bağ kurmanın birinci adımı olur. Günübirlik köyüne gidip gelebilir. Tarlasını, bostanını ve toprağını işleyebilir. Bu kadar mı sadece? Hayır. İnsansızlaşmayla yüz yüze kalmış bir bölge ile, doğduğu topraklardan kopmuş bir halkın geleceği söz konusu. Bu geleceği var etmek, bizlerin ve sizlerin duyarlılığı ve çabası ile mümkündür. Biz bunu başarabiliriz.

Neslimiz ve Gelecek Nesillerin Toprakları İle Bağı Kurulur

Hâlbuki insanların birer ikametgâh yerleri olsa sadece bizim değil
bizden sonraki nesillerin de kendi toprakları ile bağ kurmasını sağlamış oluruz. Bu konuda tam olarak neler yapılabilir bilemiyorum (kamusal ve hukuksal olarak) ancak bu konudaki düşüncelerimi, öngörülerimi sizlerle paylaşmak, dikkatinize sunmak ve tartışmaya açmak istiyorum. Projemiz şu:

1-    Ovacık merkeze bağlı ovada kamuya ait arazilerden oluşan ve insanların üzerinde ev yapabilmeleri için bedeli karşılığında arsa tahsis etmek, bu arsaları mahalleler bazında oluşturmak.

2-   Bu arsaların üzerine birer konut yapmak. Bu da hak sahipleri tarafından kurulacak kooperatifler aracılığı ile yapılabilir.
3-   
Üçüncü bir uygulama, yine TOKİ ve benzeri yöntemler aklıma ilk gelen bunlardır.

Proje Uygulanırsa Geri Dönüş Olur

Ağaçpınar Köyü Saruhan Mezrası’ndan bölgenin bir insanı olarak bu projenin hayata geçmesi durumunda geri dönüşlerin olacağını ve çocuklarımızın da kendi topraklarıyla bir bağ kurmasını garanti etmiş olacağız. Tekrar söylüyorum: burada hayati olan insanları kendi topraklarına dönüş yapmaya özendirmek ve bunu kolaylaştırmak olmalıdır. Buradaki büyük sorumluluk sizlerin olacak galiba.”








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder