3 Şubat 2018 Cumartesi

Kapatılan Kocaeli Basınıdır. Günaydın!


İktidar yandaşı basın kavgasında her zamanki gibi, adil değildir. Kavgasını eşit koşullarda ve ahlaki sürdürmemektedir.





Bazı gelişmeleri geç duymak gibi şahsıma has bir özelliğim var..

Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri’nin dün Eğitim-Sen Gebze Şubesi’nde gerçekleşen;

Türk Tabipler Birliği’ne yönelik –özetle- baskıyı kınayan basın açıklamasını şahsımla birlikte Gebze Haber’den Mustafa Arslan takip etti. Hâlbuki geçen hafta, yıllar sonra çağdışı akredite uygulamasının kalkmasından ötürü şahsımın da davetli oluğu ve davete icap ettiği AKP Gebze İlçe Teşkilatı’ndaki basın toplantısında, upuzun salondaki upuzun masaya sığmayacak kadar kalabalıktık.

Eskaza İYİ Parti Gebze İlçe Teşkilatı’nın basın toplantısında da haylice vardık. İktidar yandaşlığı ile bilinen basın da oradaydı. İşine geldiğini kadarına yazsa dahi, oradaydı.

Eğitim-Sen Gebze Yürütme Kurulu üyelerinden Eylem Bahadır ve Ayla Aktürk öğretmenlerime, “Hanifi de gelmedi, çağırmadınız mı?” diye sordum. Günaydın Kocaeli Gebze Muhabiri Hanifi Surun dâhil tüm Gebze yerel basınının davetli olduğunu söylediler. Bilgisayar başına oturunca bir gün önce yoğunluktan ötürü göz atmaya fırsat bulamadığım Günaydın Kocaeli’nin sitesine bu sefer doğal içgüdü ile girince kapatıldığını, Google haber sorgulaması üzerinden de dün değil önceki gün kapatıldığını öğrendim.

**
Günaydın Kocaeli’nin; Güngör Arslan’ın Facebook sayfasındaki paylaşımından esasla sorgusuz sualsiz kapatılmasının ardından Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti ile biri Gebze diğeri Dilovası’nda toplam üç adet, sözüm ona mesleki sivil toplum örgütünün niye sessiz kaldığına dair herhangi bir eleştirim yok. Çünkü zaman kaybı.

Kaldı ki KOGACE’nin son kongresi sonrası bir yorumumda değinmiştim. 

Benden sonra Çetin Gürol da bir eleştiriye her zamanki duygu sömürgeciliği ve “Yol Yaptık” hikâyeleri anlattığı bir yazı kümesinde de aynı ayrıntıya vurgu yapmıştı. Yorumumun etkisi olmuştur diye düşünüyorum çünkü ilk dile getiren ben oldum. Yüksek ihtimalle şahsımın eleştirisi, onun savunması olmuştu:

Meslek ahlakı, onuru, bağımsızlığı, niteliği adına KOGACE yönetimi seyirciliği ve iktidar maşalığında ne kadar sözün bittiği yerdeysek

Kongrede gerekçe ve zemin her ne olursa olsun, her türlü sonucunu göğüsleyecek bir dirayet ile aday ve liste çıkartmamaktan ötürü
Eleştiri yapma hakkında da sözün bittiği yerdeyiz.

**

AKP iktidarı tarafından üstelik zamanında yapılan onca uyarıya rağmen beslenip büyütülen FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin ardından fitili tutuşturulan ve halen süre giden sivil darbe kapsamında
Ülke genelinde toplamda 100’den fazla gazete, televizyon, radyo, ajans… kapatıldı.

İlimizde de yine Güngör Arslan’a ait Bizim Kocaeli ile birlikte Demokrat Gebze ve Kocaeli Manşet Gazeteleri ile siteleri ve yine Demokrat Gebze ile aynı çatıdaki Radyo Umut’un yayınına son verildi.

Yeliz Koray’ın bir yorumundan ötürü gözaltına alınması; Güngör Arslan’ın biri yumruk yumruğa ama diğeri kalleşçe iki saldırıya uğraması… hadi Yeşil Kocaeli çok aklımın ermediği patent isim hakkı meselesinden kapandı ama son olarak Günaydın Kocaeli’nin gerekçe belirtmeksizin kapatılması doğru okunulmalıdır.

Kapatılan sadece Günaydın Kocaeli değil Günaydın Kocaeli kurumsalında Kocaeli basınıdır.

İktidar bu gücünü mevcut zeminden, gücün “adalet”inden almaktadır.
Gerek Güngör Arslan ve Günaydın Kocaeli’ye gerekse Gebze ölçeğinde Hanifi Surun’a olan tepki sadece iktidar yanlısı olarak bilinen basın değil muhalif bilinen diğer basında da yerleşik bir vakadır.

İktidar yandaşı basın kavgasında her zamanki gibi adil değildir. Kavgasını eşit koşullarda ve ahlaki sürdürmemektedir. Bugün AKP iktidarının uyguladığı bu anti demokratik yönetim biçimiyle Günaydın Kocaeli kurumsalında bir gazetenin gerekçesiz kapanmasını meslek ahlakı ve onuru ile örtüşmeyecek biçimde neredeyse, “Oh olsun” diye karşılamakta…

Ötesinde kavganın galibinin kendisi olduğunu sanmaktadır. Hâlbuki kavganın da bir ahlak ve adabı vardır.

Az sayıda muhalif bilinen diğer basında ise bu suskunluğun gerekçeleri şöyle tanımlanabilir:

Kısmen; Günaydın Kocaeli ve Güngör Arslan antipatisi.

Yoğunluklu olarak ise, korku…

Sanki ola ki gözaltı diye adlandırılan tutukluluk, baskı falan yaşayacak olurlarsa tek yaşayan ve yaşayacak olan kendileri,

Sanki geçim kaygısı çeken veya çekecek olan sadece kendileri,

Sanki evli barklı çocuk sahibi olan sadece kendileri,

Sanki elden avuçtan uçan öncelikle kendilerinin sahip çıkması gerektikleri meslekleri değilmiş gibi

Hiçbir zaman hak vermediğim ve vermeyeceğim bir gerekçeyle suskunluk halindeler.

**

Burada mesele Günaydın Kocaeli ve evveliyatında çıkan, “Haber” olduğu iddia edilen kimi ahlaksız yazı kümesleri de olabilir. Şu şartlarda ve koşullarda olmamalı. Kaldı ki memlekette yargı var ve şimdiye kadar yargıya başvurunlar hak ettiği cezayı ödetti.

Hatta ağır cezalardan birinde Güngör Arslan o cezaların haylice olanını gerekçe her ne olursa olsun, bir çalışanına dahi havale etti. Bu bir emek, emekçi hakkı sömürüsü hatta gaspı idi. Ama bu da bir suskunluk gerekçesi olmamalı. Kaldı ki altına imza atılmadan yazılan pek çok vakada çalışan da, 

Ne oluyoruz” deyip o direnci bedeli her ne olursa olsun, sergilemeliydi.
Geçiniz sendikal örgütlülüğü bir tarafa; meslek içinde meslektaşlar arası bu dağınıklıktan esasla Güngör Arslan dâhil olmak üzere daha çok emek sömürülmeye gebedir. Ama bu dediğim hadise de, bir suskunluk gerekçesi olmamalıdır, olamaz.

**
Şahsım adına 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Genelkurmay gerekçeli veya gerekçesi hangi kurum ve kuruluş ise

Muhafazakâr yurdum basınına yapılan baskıyı ne kadar yanlış bulduysam,

Bugün iktidara geldiklerinde aynı tavrı sürdürmelerini o kadar yanlış buluyorum.

Aramızda şöyle bir fark var.

Onların o dönem döktükleri gözyaşı, sergiledikleri tepki sahte ve riyakârdı. Yalandı.

Mevcut, emperyalizm ve sermaye bağımlısı iktidarın milli ve bağımsız olduğuna dair söylemleri ne kadar yalansa, o kadar yalandı.

Ama gün gelir, devran döner.

Vahşi kapitalizm ve emperyalizm, kendi bataklığında boğulmaya mahkûm.

Varsıl ile yoksul arasındaki; aklıselim varsılları dahi endişeye sevk eden makas aralığının değil azalmak giderek artması;

Halının altına süpüre süpüre yerellerimizde dahi artık halının kusmaya başladığı yolsuzluklar, çalmalar, çırpmalar;

İktidarı kaybetmekle birlikte sadece iktidarı kaybetmeyeceklerinden, kaybedecekleri çok şey olduğundan, onun korkusundan dozunu daha da arttırdıkları 12 Eylül’ü aratmayan dikta yönetimi..

Gün gelip sandıkta patladığında umarım başa tek adam olarak Recep Tayyip Erdoğan tipinde bir sözüm ona sistem karşıtı gelmez.

Dilerim bugünün iktidar yandaşı basınının da kapısında sorgusuz sualsiz kilit vurulmaz.

Onlar;

Mutsuz insanlar ülkesinin mutlu gazetecileri olarak edindikleri “ucuz” veya “bedava” sandıkları ama paha biçilemez değerlerle bedelini ödedikleri nemalanmaları ile üç maymunu oynamayı sürdüre dursun

Kralın sofrasında “kral”lar gibi ağırlanmaktan ötürü göğüsleri varsın kabarsın ama halkın sofrasında eşkıyalar da var.

Göz yumdukları bu yönetim biçiminde iktidar devrilip yerine alternatifi olarak bir başka sistem biçiminde ama karakter olarak eskaza Recep Tayyip Erdoğan modeli ola ki gelirse..

Referandum sürecinde neye “Evet” dediklerini çok dramatik şekilde anlayacaklar.

İki gün önce kapatılanın Günaydın Kocaeli’den ibaret olmadığını anlayacaklar.

İşte o zaman umarım, “Günaydın” demek için fazlaca geçmiş bir zaman olmamıştır diyorum,

Başka da bi’şi demiyorum.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder