21 Şubat 2018 Çarşamba

Halit Ergenç’in “İkiz”inin Hedefi Halit Ergenç’i Oynamak


Halit Ergenç’in dizi dünyasına Abdülhamit’te İngiliz Adam’ı oynayarak giren “ikiz”i Yasin Saf’ın hedefi bir gün Halit Ergenç’i oynamak




Televizyon kanallarının her birinde hemen her akşam birer ikişer yer edinen dizilerin kalabalık sahnelerinde çok sayıda karakter şöyle bir kendisini gösterir. Kimi zaman küçük repliklerle yer alırlar o dizilerde, kimi zaman sadece boy gösterirler. Onlardan biri de Gebzeli Yasin Saf. Halit Ergenç’e olan benzerliğiyle dikkat çeken genç oyuncu, oyunculuktaki idealini de bir gün Halit Ergenç’in hayatının konu edildiği bir filmde, Halit Ergenç’i canlandırmak.

Ladik’ten Ankara’ya Ankara’dan Gebze’ye


Yasin Saf, 15 Nisan 1991’de Samsun’un Ladik İlçesi’ne bağlı Tatlıcak Köyü’nde iki çocuklu Özel – Ali Saf çiftinin ilk göz ağrısı olarak dünyaya geldi. 25 yaşındaki Yasemin Saf’ın da abisi olan Yasin Saf’ın çocukluğu ve gençliğinin önemli bir bölümü Ankara’da geçti. Aile 2007 yılında Gebze’ye göç etti.





Fırat Çelik ve Cenk Tosun’a da Benzetilmiş


Şu sıralar Abdülhamit adlı dizide İngiliz adamı oynayan Yasin Saf bir cast ajansına yaptığı başvuru sonrası Halit Ergenç’e benzerliğinden ötürü tercih edilmiş. Aynı zamanda Fatmagül’ün Suçu Ne adlı dizide Mustafa’yı canlandıran Fırat Çelik ile de benzeştiren olmuş. Ancak o Halit Ergenç’e benzetilmekten daha hoşnut. Beşiktaşlı futbolcu Cenk Tosun’a da benzeten olmuş ancak sayıca hayli azlar.



Eğitime Ağırlık Verecek


Çukur başta olmak üzere birkaç diziden daha teklifler aldığını ve değerlendirme aşamasında olduğunu kaydeden Yasin Saf’ın yürüdüğü yolda iki ideali var. Öncelikle Çayırova’da işçi olarak çalıştığı fabrikanın sinemanın önüne geçtiğini belirten Yasin Saf şu sıralar sanatını icra edip geliştirmeye yönelik daha uygun bir iş arayışı içinde. Böylesi bir zemini bulursa önceliği Gebze’deki kültür sanat oluşumları ve amatör tiyatro topluluklarında hem drama, hem oyunculuk eğitimi alarak kendisini geliştirmek. Halit Ergenç’e olan benzerliği ise bir diğer motivesi:

Halit Ergenç Takdir Ettiğim Bir Sanatçı


“Şahsım dahil her oyuncu adayı, kendisinden önceki nesillere, kuşaklara, büyüklerine benzetilir. Benim olduğum alanda da bu benzetmeler kimi zaman oyunculuk, kimi zaman yetenek, kimi zaman diksiyon üzerindendir. Benim Halit Ergenç’e benzetilme gerekçem ise tipim oldu. Bundan da rahatsız değilim. Halit Ergenç gerek oyunculuğu gerekse oyunculuk dışı alanlardaki yaşam biçimiyle takdir ettiğim bir sanatçı.



Filmi Çevrilirse Halit Ergenç’i Oynamak İstiyorum


Gerek Muhteşem Yüzyıl gerekse halen devam eden Vatanım Sensin adlı dizilerindeki performansını, oyunculuğunu çok beğeniyorum. Benim amacım Halit Ergenç’i aşmak, geçmek değil. Ama en azından onun kadar iyi bir sinema sanatçısı olmak için elimden gelen tüm çabayı göstereceğim. Gerekli eğitimi aldıktan sonra da hedefime ulaşacağıma inanıyorum. Hatta bir gün Halit Ergenç’in filmi çevrilecek olursa, Halit Ergenç’i oynamak istiyorum.



Gençliğini, Oğlunu veya Kardeşini


Gerek görüştüğüm arkadaşlar ile eş dost çevrem, gerekse başvuruda bulunduğum cast ajanslarında bu konu gündeme geldiğinde Halit Ergenç’in gençliğini, hatta yine benzerliğin getirdiği avantajla herhangi bir dizide oğlunu veya kardeşini canlandırmanın tipimle örtüştüğünü söylüyorlar. Ancak elbette yeteneğimi de geliştirmem gerektiğinin farkındayım.”

İlk Adımları Attı

Muhteşem Yüzyıl ve Abdühamit’in yanı sıra Çukur ve Sen Anlat Karadeniz dizilerini de izlediğini kaydeden Yasin Saf, sinemaya gittiği zamanlar ise tercihini hareketli ve duygusal filmler üzerine yapıyor. Dizi ve sinema filmlerinde oynamanın yolunun cast ajanslarından geçtiğini ve kendisinin bu konuda ilk adımları attığını kaydeden Yasin Saf şöyle devam etti:



Film Setlerinin Tozunu Yuttum İflah Olmam


“Kişinin hayatta çabası, uğraşı her ne olursa olsun bir hedefi olmalı. Bu iş yaşantısında, siyasette, edebiyatta, tıpta, bilim teknikte, hayatın hangi alanında olursa olsun böyle. Benim de bu doğrultuda iyi bir dizi, sinema oyuncusu olmak gibi bir idealim ve hedefim var. Abdülhamit dizisindeki ilk rolüm benim bu alandaki ilk deneyimim oldu. O ortamların, film platolarının ve setlerinin tozunu yuttum artık, iflah olmam.

Hedefe Adım Adım Ulaşacağımın Farkındayım

Ancak hedeflerim doğrultusunda, o hedefe ulaşmanın zorluğunun da farkındayım.  Hedefe de basamak basamak, adım adım ilerleyerek ulaşacağımın bilincindeyim. Bu kapsamda bir diğer çalışma saham, ilgi alanım yaşadığım Gebze’deki amatör veya yarı profesyonel çalışmalara dahil olmak olacak. Drama eğitiminin yanı sıra herhangi bir amatör tiyatro topluluğunda rol üstlenmek, yerel televizyon kanalları veya radyolarda program sunuculuğu gibi sahalar var. Bu saha ve zeminler aynı zamanda hedefime ulaşmakta da faydalı olacak. Çalışmalarımı bu doğrultuda sürdüreceğim.”





Aşk Acısı Yaşadım Tekrarına Cesaretim Yok


Yasin Saf’a aşk hayatını da sorduk. Genç oyuncu 5 yılı aşkın süren bir flört döneminin ardından ayrılık acısını yaşamış. Yaklaşık iki senedir gönlünde yeni birine yer açmayan Yasin Saf bu tutumunu yaşadığı güven bunalımına dayıyor: “Zaman zaman yüreğimi arttıran kişiler karşıma çıksa da hep bir takım yaşanmışlıklar beni frenliyor. Hâlbuki aşk hayatın doğasında var. Maymun iştahlı biri değilim. Tabiri caizse sevdim mi tam severim. 8 yıl boyunca da tam sevdim, tek kişiyi sevdim ama sonu hayal kırıklığı oldu. Tekrar bir yenisini yaşayacak olmanın korkusundan ötürü aşka karşı mesafeliyim.”

Bayramoğlu Ada Bana İlaç Gibi Geliyor


Yasin Saf’ın karşı cinse karşı olan aşkında bir güven bunalımı, geçiş süreci yaşanıyor ama doğaya olan aşkı ölümsüz. Gebze Gündemi’ne konuşan Yasin Saf fotoğraf çekimi içinse Darıca Bayramoğlu’nda Ada diye tanımlanan muhiti tercih etti: “Zaman zaman kendimle başbaşa kalmak istediğimde, özellikle ilkbahar ve sonbaharda bu muhitin sokaklarında yürümek bana ilaç gibi geliyor. Müstakil veya müstakil olmadığında az katlı apartman binaları, bahçeleri ve doğal güzelliği ise bu muhit, doğaya özlem duyduğumda sığındığım, rahatlıkla ulaşabildiğim bir yer oluyor.”

Denizde Özgürlüğü Kulaçlıyorum


Yasin Saf’ın bir diğer hobisi ise yüzme: “Denizde bana en cazip gelen yön, mavi. Mavi bildiğiniz gibi özgürlüğün sembolü olan renk. Denize girip yüzmeye başladığımda bir spor dalını yerine getirmenin yanı sıra özgürlüğü kucaklamanın ve kulaçlamanın tadını yaşıyorum.”

Otobanlar Yokken Şehre Dokunarak Geçerdik


Uzun yol yolculukları ve konserler, Yasin Saf’ın hayatına anlam katan diğer güzellikler: “Bir otobüse binip, cam kenarını izleyerek yolculuk etmek bana müthiş bir haz veriyor. Otobüs yol boyunca seyrederken güzergahındaki il merkezleri, ilçeler, kasabalar, köyler ve içlerindeki insanlar bir film şeridi gibi geçiyor. Hatta bu yolculuklar eskiden daha zevkliydi. Bu kadar TEM, otoban yoktu. Otobüsler şehirlerin içinden geçerdi. Otobüsler şehrin içinden geçerken, ben de şehrin içinden şehre dokunarak geçmenin keyfini yaşardım. Şimdi o şehirlere sadece otobüsün yolcu sirkülasyonu yaptığı, otogarlarda dokunabiliyoruz, artık ne kadar dokunmak denirse.”

Arabesk Çok Yanlış Algılandı


Müziğin hayatında ayrı bir yeri olduğunu, çok sayıda şarkı sözü ve ritmin kendisini ifade ettiğini kaydeden Yasin Saf, “Müzik dinlerken veya şarkı söylerken ağırlıklı tercihim fantezi veya arabesk türü müzik oluyor. Arabeskin ülkemizde yanlış bir algısı olduğunu düşünüyorum. Aslında kendisine özgü bir müzik dalı. İnsanların yaşamlarından kesitlerin söze ve müziğe dönüşmüş hali. Bir de müziği en çok konserlerde dinlemekten keyif alıyorum. Şarkılar, birlikte seslendirince veya ortamı yaşayınca güzel. Şöyle bir düşünün. Hiç tanımadığınız veya tanımayacağınız binlerce insanla aynı ortamı teneffüs ediyorsunuz. Bu bence çok anlamlı ve değerli” dedi.

Babasının Oğlu


Memleketi Samsun’un Ladik İlçesi’ne bağlı Tatlıcak Köyü’ne zaman zaman giden Yasin Saf, çalışma hayatına 13 yaşında, bugüne kadar olan ömrünün önemli kısmının geçtiği Ankara’nın Yenimahalle İlçesi’nde başlamış. Mobilya ustası bir babanın oğlu olarak mobilya ustası olarak yetişmiş. Ancak gerek babası gerekse kendisi zamanla fabrika işçiliğine yönelmiş. Asıl ustalıklarını zaman zaman kendi adlarına aldıkları mobilya işleri ile sürdürüyorlar:



Mobilyacılıkta Ustalık Hak Ettiği Karşılığı Alamıyor


Gerek babamın gerekse şahsımın kendi adına bir atölye açma girişimi olmadı. Bu meslekte ürünün hammaddesine ve kendisine zaman zaman zam ve artış gelirken işçilik ücreti hep aynı tutuluyor çünkü rekabet etmenin, iş almanın tek ihtimali o. Bir de mobilyacılıkta ustalığın yerini her geçen gün daha fazla şekilde, fabrikasyonun olması aslında bir ustalığı, bir mesleği öldürüyor. Malzemeye ve ürüne yüzde 200 zam geldiğinde dahi işçiliğin yerinde sayıp emeğin karşılığını bulamamasından esasla sadece neredeyse hobi olarak, harçlık edinmek için yaptığımız bir iş haline geldi.”














































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder