3 Ocak 2018 Çarşamba

CHP Gebze ile Yerel Basın İlişkileri – Günaydın Kocaeli




Her ikisini tetikleyen ise, “AKP Gebze İlçe Teşkilatı’ndaki seks skandalı” başlıklı haber olmuştur.





Dünden devam

2019 yerel seçimlerine doğru gittiğimiz süreçte ise Nefes Gazetesi gibi teoride CHP’lilere ait gözükmekle birlikte AKP yanlısı basını aratmayan bir yayın anlayışı güden bir gazete de artık yok. Köşe yazarları şahsında sol ancak haber merkezinde yer alan kişiler şahsındaki haberciliğiyle sağ bir gazete de bir süreliğine yayınlandı. Sonra el değişti. Sonra kapandı. Şimdi yine yayınlanıyor ama günümüz itibariyle Gebze yerel basınında CHP ile özdeşleşen tek gazete; CHP’li İsmail Kadı’ya ait Yeni Haber (Gebze Haber.)

Öte yandan yine bu zaman dilimi içinde devreye internetin girmesiyle birlikte

O zamanlara kadar Gebze’den doğal koşullardan ötürü kopuk olan il merkezli il yerel basını da Gebze’de ağırlığını hissettirmeye başlamış hatta 15 Temmuz sonrası kapatılan Bizim Kocaeli, Gebze’de iki defa bürolaşma ve abonelik çalışması bile sürdürmüştü.

Yine günümüz itibariyle il merkezli tüm basın yayın kuruluşları Gebze’de de o veya bu oranda takip edilmeye ve etkili olmaya başlamıştır. Örneğin Gebze’ye gazetelerini gönderseler dahi bayi satışlarının doğal koşullardan ötürü düşüklüğüne karşın Kocaeli’nin en eskisi Kocaeli ve ikinci eskisi Özgür Kocaeli ile Özgür Kocaeli’nin Haldızlar’a geçmesiyle kurulan Büyük Kocaeli’nin haber siteleri de Gebze’den takip edilmektedir.

Sadece internet üzerinden yayın yapan Günaydın Kocaeli ile Kocaeli Barış ve Kocaeli Cumhuriyet ise emsallerine oranla CHP Gebze üzerinde doğalın üzerinde etkili yayın kuruluşlarıdır.
Günaydın Kocaeli, malum. Bizim Kocaeli’nin kapatılmasının ardından kurduğu Yeşil Kocaeli’de galiba isimle ilgili bir kotaya takılmasının hemen ardından kurulan, Güngör Arslan’a ait haber sitesidir. Güngör Arslan bildiğim kadarıyla CHP üyesi olmamakla birlikte CHP ile özdeşleştirilen bir gazetecidir. Çok tartışılan bir isim olmakla birlikte 2002’de Bizim Kocaeli’yi yayına sokmasıyla ilimizde pek olmayan bir “gazetecilik” türünü yerleştirmiş ve yaygınlaştırmıştır.

İnternet gazeteciliğinin yazılı gazeteciliğe karşı ilgi üstünlüğünün her geçen gün arttırmasıyla o alana da görsellik ve ivme anlamında bence inkâr edilemeyecek bir katkıda bulunmuş ancak habercilik boyutunda, “Çok okunuyor” diye kulise, haberden ağırlık vermesi bazen duvara toslamıştır. Onlardan birkaçı; CHP Gebze İlçe Örgütü’nde geçtiğimiz aylarda Günaydın Kocaeli’nin haber ve “haberleri”ne özel düzenlenen basın toplantısında alabildiğine sert bir dille eleştirilmiştir. Enteresan boyutu şudur…

Vakalardan biri malumdur. Ahlaksızlığı bir tarafa; toplumsal gerçekliğimizden esasla intihar veya cinayeti bile tetikleyecek bir “yazı kümesi”, açıkçası ülkemiz gazeteciliğinin yüz karaları arasında yerini edinecek bir örnek olarak orada yer almıştır. Aslında daha vahim bir başka örneği de ondan bir süre önce üstelik isim aleni verilerek yer almıştır. Her ikisini tetikleyen ise, “AKP Gebze İlçe Teşkilatı’ndaki seks skandalı” başlıklı haber olmuştur. Günaydın Kocaeli’nin hemen ardından şahsımın da çalıştığı Demokrat Gebze’de de yer edinmiştir.

Hâlbuki siyasi parti ayırımı gözetmeksizin ilimizin tüm aktif siyasetçileri ilkine tepki gösterse ikincisi, ikincisine tepki gösterse üçüncüsünün önüne geçilebilirdi. Tepkiden kasıt ise yazılı basın açıklaması veya basın toplantısı değil… Haber okumak da bir tüketim ise tüketimden gelen güçle gösterilecek bir okuma boykotu, bu tip haberciliğin önüne geçilebilirdi. Ne yazık ki hep bir gerçeği ıskalıyoruz. O tür kulis aslında bir nevi dedikodu olan haber türleri, en çok okunan haber türleri olduğu için oralarda yer alıyor.

Bir yayın kuruluşunu doğru veya yanlış bir habercilik türüne arz talep dengesi sürüklüyor. Piyasaya arz ettiği bir haber türü giderek artan şekilde talep görüyorsa arzda da artış yaşanıyor. Ego sahibi meslek büyüklerimizden Güngör Arslan’ın tıklanma sayısına ilişkin kimi yorumlarında refikleri ile kıyaslamada bulunurken, “Kimilerinin hayalini bile kuramayacağı rakamlar…” gibi ve benzeri ifadeler de meseleye bakış halinin anlaşılması bakımından önemli.

Bir tık daha fazlası için ahlaki boyut bir tarafa öylesi bir vakanın intihar veya cinayet sebebi olabileceğine dair gerçeği görememek de ancak ve ancak günümüzün en tehlikeli solcu türlerine has bir durumdur. “Eski solcu” diye de tanımlanan bu güruhun yaşam biçimleri özellikle işverenlikteki pratikleri itibariyle solculukla ilgi ve ilişkileri mumla aranmakla birlikte yine kimi sohbet ve yorumlarında 12 Eylül dönemi solculuklarına dair olan bitenleri hatırlatmak, kendilerini kandırmak veya topluma kendilerini farklı gösterme türü çabaları sürmektedir. İşten çıkartmaya karar verdiği çalışanına ihbar ve kıdem tazminatı ödememek için mobing uygulayan, sorarsanız 1978 kuşağı “devrimci!” idi bu sıra…

İşin başındaki için o basın toplantısındaki tepki de, ya da Gebze’de çalışmasını sürdürdüğünden esasla Hanifi Surun’un çektikleri de çok fazla bir şey ifade etmiyor. Ya da salt o haberden esasla Surun’un gazeteciliğini sorgulayıp, “Gazeteci değil o…” demek de çözüm değil. Öncelikle bir zemin üzerinden şunu belirtmek durumundayım ki Günaydın Kocaeli veya bir başka yayın kuruluşunda Hanifi Surun şahsında bir muhabirin yazdığı bir haber veya yorumu haber merkezine iletmesinin ardından yayınlanması halinde birinci sorumlu, ilgili yasa maddesinde yer aldığı gibi yazı işleri müdürüdür. Mesleğimizde yazı işleri müdürü, üretim yapılan bir fabrikada kalite kontrol müdürü gibidir.

Yine aynı kurumdan örnekle hemen her haber veya yorumun altında bir muhabir imzası varken ilgili yazı kümesi ve benzerlerinin altında imza olmaması önemli bir veridir. Olası bir tepki öngörülmekte, o yazı kümesinin baş aktörü her kimse aleni teşhir edilmemekte, hak ettiği veya hak etmediği şekilde Gebze Muhabiri Hanifi Surun ateşin içine atılmaktadır. Yazı kümesinin yayınlanmasının ardından önce bir kafede sözlü ve söylentiye göre fiziki, ardından bir basın toplantısında, o toplantıda kimin ne kadar doğru davranıp davranmadığı ayrıntılarından arınmış halde, kişiliği çok ağır şekilde rencide edilmiştir.

Mesleğimizde bırakın tüm meslek mensuplarının temel meslek değerleri üzerinden dayanışması, kurumların kendi içlerinde mesai arkadaşları bile dayanışma bir tarafa, birbirlerinin kuyusunu kazma telaşındadır. Yine ve yeni bir Çalışan Gazeteciler Günü’ne bir hafta kala mesleğimizde bir takım istisnalar hariç işverenin emek sömürüsü tavan yapmıştır.

Geçiniz sendikal örgütlülüğü, AKP iktidarının sivil toplum örgütlerindeki kadrolaşma hamlelerinden esasla, “Uydum akıllılık” kıstasında kadrolaşmayı başardığı Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti marifetiyle basın ucuz olduğu iddia edilen ancak o haliyle bile hala temsil edilemeyen konutlar, bedava geziler, yemekler… vesaire ile üç maymunu oynamaları şartıyla da kontrol altına alınmış, cemiyet yönetimi diktatörlüğe direnen her kişi ve kuruma o zihniyetin maşalığını üstlenerek sözüm ona bedel ödetmiştir.

Bu zemin doğrultusunda Hanifi Surun şahsında çalışanlar hiçbir zaman asıl güçlerinin, üretimden gelen güçlerinin farkına dahi varmayarak her türlü yönetim hatasında üstelik en ağır bedeli ödemelerine rağmen suskundurlar. Hala o yazı kümesinin asıl imza sahibi de, ve öylesi bir yazıyı Günaydın Kocaeli’ye yazılması için talepte bulunan veya sızdıran;

CHP üyesi olduğu neredeyse şüphe getirmeyen onursuz, ahlaksız, karaktersiz, şerefsiz, namussuz, namusun beyinde olduğundan bi haber, süregiden 12 Eylül askeri darbe kapsamında beyninin ırzına geçilip beyni yıkanan ve henüz farkında dahi olmayan, emperyalist köle ve maşa, CHP katalizörlüğünden esasla emperyalizme bilerek veya bilmeyerek hizmet ederek vatanın bütünlüğünü tehlikeye atan hain, Kenan Evren ve Recep Tayyip Erdoğan’ın tıpkısının ta kendisi, arsız… kişi de kim. Hala bilinmemektedir.

Bu süreçte çok tartışılan iki ayrıntıdan biri şudur ki direk kanaat belirteceğim.
15 Temmuz sonrası FETÖ’den kapatılan gazeteler arasında yer edinen Bizim Kocaeli’nin bu durumuna yerel anlamda CHP İl Örgütü’nün gösterdiği tepki ve dayanışma, olması gereken bir duruştur.

CHP İl Örgütü olmasından esasla Kocaeli Manşet ve Demokrat Gebze/Radyo Umut vakalarında yetersiz kalmıştır. İşverenlerden birinin 17/25’e kadar, diğerinin 17/25 sonrası da Fethullahçı kimliği farklı bir vakadır. Kapatılan yayın organlarından bahsediyoruz.  

Milletvekili Haydar Akar’ın bir kurumu baz alarak Meclis’te yaptığı hamle ise hatalıdır. Her ilin milletvekili aynı zamanda Türkiye Milletvekili’dir. Tepki ve tavır varsa, Haydar Akar’ın aynı zamanda Türkiye Milletvekili olmasından esasla kümülatif hamle sergilemesi gerekirdi. Bu tavrı ile Bizim Kocaeli’nin gizli ortağı olduğu yönündeki söylentide yangına adeta körükle gitmiştir.

Milletvekili Tahsin Tarhan; hayal kırıklığı olmuştur. İzmit’te üstelik mesele hala sıcaklığını alabildiğine korurken dahi basın toplantısı düzenleyip kendisinin talebi üzerine hazırladığımız raporu, sumenaltı etmiştir. Madem bir gerekçeyle sözünü yerine getirmeyecekti, niye söz verdi? Veya o sözünü yerine getirmemesinde etken neydi?

Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet en doğru hamleyi sergilemiş; CHP Gebze Emek Bürosu’nun da işbirliği ve desteğiyle hazırladığımız rapor Meclis’e kadar taşınırken ne kapatılan üç gazetenin mesleği gazetecilik olmayan diğer çalışanları ne de ülke geneli diğer kapatılan yayın organları ve çalışanlarının yaşadığı mağduriyet pas geçilmemiştir.

Hanifi Surun vakası sonrası ise Recep Dursun başkanlığındaki eski yönetim zehir zemberek basın toplantısına karşın Surun’a CHP Gebze İlçe Örgütü yasağı getirmemekle doğru bir tavır almıştır. Mahalle delegeleri seçiminde Surun’un arabaları ile gezdirilmesinin hata olduğunu, zaten kendileri de kabul etmiştir. Mevcut Musa Yılmaz yönetiminin Hanifi Surun yasağı ise tartışmasız yanlıştır. Ben yasağın ana gerekçesini de, kaynak güvenilir olmasına karşın bizzat kaynağın kendisinden sohbet amaçlı geldiği için yazamam, sağda solda konuşamam ama hata talepte bulunanda değil, uygulayandadır.

Yarın:

CHP Gebze İle Basın İlişkileri - 3

CHP’lilerin CHP’lileri CHP’lilere Yazdırdıkları Haber Siteleri

Kocaeli Barış ve Kocaeli Cumhuriyet…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder