15 Ekim 2017 Pazar

Sungurtekin’den Karslı’ya CHP Darıca’da Çalışmanın Bedeli Ağır

 

2019 seçimleri artık partiler arası iktidar mücadelesi halinden çıkmış, bir memleket meselesi haline gelmiştir. Ülke AKP iktidarında karanlığa, bilinmeye sürüklenmektedir.


CHP’nin Gebze ve Darıca’daki mahalle delege seçimlerini elinden geldiğince yerinde izlemeye çalışan, aynı zamanda gerek Gebze gerek Darıca ve memlekette bu düzenin, sistemin değişmesinden yana ve taraf biri olarak kişiler ve isimler üzerinden bir fikir yürütmek gibi niyetim yoktu. KBB ve Darıca Belediyeleri Meclis Üyesi İbrahim Karslı’nın dün benim de altına yorumda bulunduğum bir paylaşımının ardından var.
CHP Darıca delegasyon listesini belediye meclis üyeleri şahsında isim bazlı değerlendirdiğimizde tablo şu. Serap Aydın ve Şevki Yıldırım (Bağlarbaşı), Şinasi Serdar (Piri Reis), Musa Kocalık (Osmangazi) ve Yavuz Dursun (Fevzi Çakmak) ilçe kongre delegesi olarak seçildi. Ayrıca Darıca Bayramoğlu’na taşındıktan sonra CHP Gebze İlçe Örgütü üyeliğinden Darıca İlçe Örgütü üyeliğine geçen Gebze Belediye Meclis Üyesi Neşe Celep de yine mahallesinden (Bayramoğlu) kongre delegesi seçildi. CHP’nin kongre delegesi seçilmeyen tek belediye meclis üyesi, İbrahim Karslı.
Kongre günü listede yer almamaya tepkisini yanlış bilgilendirme sonrası yanlış yansıttığım ancak yanıt hakkını kullanmasıyla birlikte yanlışımı bir şekilde giderdiğim İbrahim Karslı’ya dair o gün bir CHP Darıca İlçe yöneticisine şunu söyledim ve söylediğimin arkasındayım: “Bence şayet kongre delegesi seçilmedim diye tepki gösteriyorsa yanlış. CHP, Karslı’ya zaten iki unvan vermiş. Kongre delegeliğinin başka bir partiliye layık görülmesi daha doğru. Bu özellikle yerel seçim döneminde örgütün elini güçlendirir. Sokakta çalışanı artar.”
Ayrıca bu düşüncem sadece Karslı için geçerli değil. Bence CHP’nin hiçbir belediye meclis üyesi, kongre delegesi olarak listede yer almamalı idi. Bu duruşumun hak edip etmedikleriyle uzaktan yakından ilgisi yok. Unvanlar alabildiğine paylaşılmalı. Zaten kongre delegeliğinden öteye gidemeyecek sokaktaki CHP’li de onurlandırılmalı. Ötesinde çalışması için motive edilmeli.
Peki. O listede Karslı’ya yer vermeyenlerin tavrı, naçizane şahsımın düşüncesi ile örtüşüyor mu? Meraktan; şöyle bir kulis haberciliği yapıp nabız yokladım. Yakınından bile geçmiyor. CHP’li İbrahim Karslı’ya o listede yer vermeyen CHP üyeleri bir yerlere akılları sıra güç gösterisinde bulundular.
Farklı yorumlarımda da, Facebook üzerinden kimi CHP üyelerine yaptığım meşhur atarlarımdan bazılarında da ifade ettim: Hayatta bir kere memleketin, bir kere Darıca’nın derdiyle dertlenin. Hadi olmadı bir defa, “Bu parti 25 yıldır yerel iktidarda değil” diye dertlenin. Madem bu kadar enerjiniz ve “güc”ünüz var. İbrahim Karslı şahsında kongre delegesi olarak görmek istemediğiniz bir CHP’liyi liste dışı bırakacak kadar kudretli ve sözü geçen CHP üyelerisiniz. 03 Aralık akşamı o salondan sonuç her ne olursa olsun sözde değil özde tek vücut çıkın da görelim. Kesine yakın ihtimal atamayla belirlenecek belediye başkan adayının ismi açıklandıktan sonra kişi farkı gözetmeksizin, “Adayımızdır” diye bugün de deyin ama o gün de deyin. Demekle kalmayın, pratikte de kanıtlayın. O zaman ben de CHP üyeleri tanımlamasını CHP’li üyeler diye düzeltmeyi düşünebilirim.
Belli aralıklar ile Darıca Belediye Meclisi’ni; hayli seyrek olmakla birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisi’ni takip etmeye çalışıyorum. Yeterli veya yetersiz, gözlem üzerinden hangi belediye meclisinin ne tür bir performans sergilediğine dair değerlendirmede bulunabilecek yetiye sahip olduğumu düşünüyorum. Bu yorumun merkezindeki kişinin İbrahim Karslı olmasından esasla şunu ifade edebilirim:
İbrahim Karslı’ya, “Sen ne yaptın?” diye soran CHP üyesi ile KBB Meclisi’nin son meclis toplantısında CHP’nin çakılı çivisi olmadığını iddia eden AKP Kocaeli eski Milletvekili, İzmit Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Doktor Nevzat Doğan arasında ben hiçbir fark göremiyorum. Demek ki her ikisi de, olası CHP iktidarından rahatsız… Doğan’ın o söylemini ben kendi haberimde kullanmadım. Başkan Doğan söylerken utanmadı, o söylem bana ait olmasa dahi ben o söylemi kullanmaktan kendimi arındırdım…
Aynı kişiler acaba üstelik doğal delege olmasına rağmen Bağlarbaşı listesinin ilk sırasından kongre delegesi yazılan Yakup Törk’ü o listeye yazanı sorguladı mı? Yakup Törk şahsında zaten doğal delege olan bir başkanın, ilçe yöneticisinin o listede yer almasının siyasi akla, ilme, bilme, fenne, hakka, hukuka… sığan yanı ne? CHP Darıca İlçe Örgütü’nde; “Bir ilçe başkanının o listede yer alması doğrudur” diyecek bir üye var mı?
Kişiler değil meseleyi tartışalım, bu meselenin doğru bir tarafı var mı? Meseleyi değil kişileri tartışacaksak, o kişi her kimse hiç olmazsa özeleştiri yapmamalı mı? Ya da Yakup Törk… İlçe yönetimine ile kadın kolları ve gençlik kollarına neredeyse kendisinden habersiz nefes aldırmayan Yakup Törk… Madem o listede kendisine rağmen yer aldı… İlçe Başkanı olarak masaya yumruğunu koyup, “Silin beni oradan. Zaten doğal delegeyim. Yerel seçimde çalışacak partili lazım. Sokaktan, parti için çalıştığınızı bildiğiniz bir üyeyi yazın?” diyemez miydi?
Ve dünden bugüne CHP’nin gerek bütününde, gerekse ilçelerinde önce halk sonra partin için bir şeyler yapmanın bedeli inanılmaz ağır.
Her zaman örnek gösteririm. Göstermeye de devam edeceğim.
Bir Demet Sungurtekin vardı… Kocaeli Üniversitesi’nin siyasetle ilgili bölümünden mezun olun Sungurtekin, CHP Darıca Gençlik Kolları Başkanlığı yaptı. O dönem CHP’nin Kocaeli’deki tek kadın gençlik kolları başkanı idi. Zaten CHP Kocaeli’nin tarihinden bu yana, kaç tane oldular ki. Birgün Gazetesi’ne gönüllü olarak destek verdiğim yıllarda, Birgün Yayın Kurulu’nu ikna etmiştim. Röportajı yayınlanacaktı. Bu arada ne yazık ki, kirlenen mesleğimiz temelinde şunu da belirtmek isterim. O röportajın ne bir bedeli, ne de farklı bir dayatması olmayacaktı. Günümüz CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ile dönemin ilçe (belde) başkanı sırf Tahsin Tarhan’ın egolarından ötürü önünü kesti. Kaldı ki kişiyi değil düşüncelerini ön plana çıkartacak bir röportaj olacaktı. Bir nevi CHP propagandasının önü, “Gün gelir önüme geçer” tarzı duruşla; lafa gelince en sosyal demokrat en sosyalist hatta, “CHP’de Tuncay Özkan ulusalcı kanadı temsil ediyor. Ben sosyalistleri temsil ediyorum” diyecek kadar desteksiz atan, pratikte tam bir liberallerin hamlesiyle kesildi.
Darıca’nın belde olduğu o yıllarda bir dini bayramın arifesinde Gençlik Kolları Başkanlığı’ndan istifasını veren Demet Sungurtekin bir veya iki gün sonra Gebze İlçe Örgütü’ndeki bayramlaşmaya katılırken aynı Tahsin Tarhan, Sungurtekin’i yanına çağırarak şahsımda basına, “Birlikteyiz” pozunu da ihmal etmemişti. Artık Tarhan şahsımı mı, kamuoyunu mu kandırma hamlesi sergiledi bilemem ama o tavrına karşılık Sungurtekin’in alttan alıp o davete icabet etmesi, asaletindi.
Bir dönem Darıca Belediye Meclis üyeliği yaptıktan sonra ikinci dönem için adaylık hamlesi yapmayan Sungurtekin, CHP Darıca İlçe Örgütü’ndeki kirli siyasete ayak uyduramayacağı için geri çekilme asaleti de sergiledi. Güya “sahip çıkılarak” Kartal’a sürülen; genel sekreter olarak girdiği Kartal Kent Konseyi’nin bugün başkanı olan Demet Sungurtekin’in şayet kirli siyasetle önü tıkanmayıp önü açılsaydı ne olurdu? CHP Darıca Belediye Başkan adaylığı da, Darıca Belediye Başkanlığı da sırıtmazdı. Bugün kendi içinde yetişen; önce ülkesi ve ilçesi sonra partisi için çalışan partililerini bir şekilde küstürenler, sizin kıymetini bilmediğiniz değerler bugün kent konseylerine başkanlığın yanı sıra ülke genelinde birçok CHP’li belediyeye akıl hocalığı da yapıyor.
Hayli uzun tutmakla birlikte şöyle bağlayayım…
CHP, 1994’ten bu yana 2019 yerel seçimlerinde Darıca’da yerel iktidara çok ama çok yakındır. Yine süreç içinde Hüseyin Özdinçer’in belediye başkan adaylığında girilen seçimde de hayli yaklaşılmış; ancak parti içi bütünlüğün sağlanamaması ve kişisel hamlelerden ötürü yerel iktidar adeta elinin tersiyle itilmişti. Hala alınmadığından esasla, gereken ders alınmalıdır.
2019 yerel seçimleri ve genel seçimler artık partiler arası iktidar mücadelesi halinden çıkmış, bir memleket meselesi haline gelmiştir. Ülke AKP iktidarında karanlığa, bilinmeye sürüklenmektedir. Gerek mevcut eğitim müfredatı, gerekse müftülere verilen nikâh yetkisi, halının altına süpürülmekle birlikte halının da kusmaya başladığı yolsuzluklar… ülke geleceği için tehdit haline gelmeye başlamıştır.
Mesele iktidarda kimin yer aldığından çıkmış, ne yapıp ettiğinin sorgulanması ve frenlenmesi gereken bir hale gelmiştir. Tek yol demokrasi, tek çıkış kavşağı sandıktır. İktidar değişimi adı altında bir sistem, düzen değişikliğine acil ihtiyaç vardır.
İlk genel seçimde ülkeyi yine AKP’ye, ilk yerel seçimde Darıca’yı aday farkı gözetmeksizin yine AKP’ye teslim etmek, her bir yurttaşın bindiği dalı kesmesi olacaktır.
Henüz resmen açıklamamakla birlikte CHP Darıca İlçe Örgütü’nün potansiyel başkan adayı; İlçe Başkanı Yakup Törk’ün Hakkı Koçak şahsında bir partilinin başkanlığına adaylığını iyi okuması… Geride bıraktığı ilçe başkanlığı sürecinde ne tür bir yönetim anlayışı sergilediğine dair özeleştiride bulunması gerektiğini düşünüyorum.
CHP Darıca’da gidişat, gidişat değildir.
Bu tablo ve zemin üzerinden bu anlayış değişmediği sürece ilçe başkanı her kim olursa olsun, her kimin ilçe başkanlığı ve yönetiminde her kimin adaylığında yerel seçime gidilirse gidilsin sonuç yine hüsran olmaya adaydır.
Şayet 2019 yerel seçiminde sandıktan yine AKP çıkarsa her bir CHP’li ilçesine de ülkesine de yazık eder. Mesele CHP’yi de aşan bir memleket meselesidir.
Ha AKP de CHP de çıkmazsa, başka bir sürpriz yaşanırsa işte o zaman CHP meselesidir.
Bugün değil o gün sevinin o zaman, “İbrahim Karslı’yı nasıl delege seçtirmedik?” diye…
Diyorum. Başka da bi’şi demiyorum.
Foto: İbrahim Karslı, KBB Meclisi Ekim ayı toplantısında Dilek Tan ile…
Aktan USLU


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder