1 Eylül 2016 Perşembe

Takdiri İlahi’nin Böylesi: Batuk 6 ay Daha Bekleseydi…


Kocaeli Eski Milletvekili Mehmet Batuk, 2000 yılında karıştığı trafik kazası sonrası bu yıl içinde 4 ay cezaevinde yattı. Şayet Batuk cezasını çekmek için bu yıl 17 Ağustos’a kadar bekleseydi özgürlüğü hiç kısıtlanmayacaktı. Batuk bu vakayı, takdiri ilahi olarak yorumladı.

Acılar da, sevinçler de, mutluluk ve mutluksuzluklar da hayatın bir parçası. Birbirine tam anlamı ile zıt karakterdeki bu hadiselerden her ikisi de birbirini tamamlıyor. Hayatımızın tamamı mutsuzluk ile geçse mutluluğun, ya da tam tersi olsa mutsuzluğun tek başına bir anlamı yok. Hele ki  hayatta yaşadığımız bazı olaylar vardır ki vicdan sahibi kişi bu yaşadığını eşle dostla paylaşırken, “Allah düşmanıma yaşatmasın” der. İşte böylesi bir vakayı eski milletvekili Mehmet Batuk yaşadı. 

Hayatta tanıdığımız herkes tarafından sevilmek durumunda değiliz. Mehmet Batuk belki bu aşamada düşman kelimesi çok ağır kaçar ama kendisini pek de sevmeyen ama vicdan sahibi olmasından esasla, “Allah düşmanıma yaşatmasın” denilen, kendisinin de belki ve zaman zaman sevmediği kimi kişilere atfen yine aynı söylemde bulunduğu çok talihsiz bir vaka yaşadı. O vaka ki Batuk’u bir süreliğine sevenlerinden uzaklaştırdı, özgürlüğünü kısıtladı.

Bayramlaşmadan Bayramlaşmaya Giderken

Kapatılan Fazilet Partisi Kocaeli eski Milletvekili, kendini tasfiye edip AKP’ye katılan HAS Parti ile AKP’ye geçen Mehmet Batuk herkesçe bilinen o talihsiz kazayı 8 Ocak 2000 günü Ramazan Bayramı kutlama programları kapsamında milletvekili iken, Karamürsel’den İzmit’e doğru giderken Gölcük’te yaşadı. Söz konusu kazada 3 kişi hayatını kaybetti. Mehmet Batuk milletvekili dokunulmazlığından ötürü 2002 yılı genel seçimlerine kadar konumunu korudu. 2003 yılında Gölcük Adliyesi’nde yargılama başladı. 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle dosya Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’ne intikal etti. Mahkemenin 3 yıl 4 ay ceza olarak verdiği kararı Yargıtay bozdu.
Denetimli Serbest

Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan ikinci yargılamada da aynı karara varıldı. Ve bu karar Yargıtay tarafından onandı. Batuk, 5 Şubat 2016'da cezasını çekmeye başlarken adresi Ayaş Açık Cezaevi oldu. Batuk, 6 Haziran 2016 tarihinde 1 yıllık denetimli serbestliğe tabi olarak cezaevinden çıktı.


Takdiri İlahi’nin Böylesi
Ancak önemli bir ayrıntı var ve bu haber metninde yer alsa da bütünü kavramak için bir bilgi tekrarını da gerektiriyor: 2005-2006 yılları civarında ceza yasasındaki değişim ile mahkeme değişimine gidildi. Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı beraat kararı Yargıtay tarafından bozuldu. Mehmet Batuk aynı cezadan ötürü 3 yıl 4 ay hüküm yedi. 2016 yılının şubat ayında Ankara Ayaş Açık Hava Cezaevi’ne kondu. 2016 yılının şubat ayında başlayan tutukluluk dönemi 16 Haziran 2016 günü sonuçlandı. Ancak Mehmet Batuk mahkeme ve yargı sürecini biraz daha uzatsa, 17 Ağustos 2016 itibariyle çıkan yeni düzenleme ile direkt denetimli serbestlik yasasından faydalanarak cezaevine hiç girmeyecekti. Batuk bu durumu, “Takdiri ilahi” diye tanımlıyor.

Kocaeli Basınında Bir İlk

Bu haberin, röportajın sahibi Mehmet Batuk ile tanışıklığımız uzun yıllara dayanır. Cezaevinden tahliye olduktan sonra benden bir geçmiş olsun ziyareti alacağı vardı. O alacağını üyesi olduğu İlim Yayma Cemiyeti Gebze Şubesi’nde ağırlayarak “tahsil” ederken röportaj isteğimi de geri çevirmedi. Batuk’u cezaevinden tahliye olduktan sonra arayan ikinci gazeteci olmuşum. Özgür Kocaeli Gazetesi çalışanlarından, 2002-2003’te Bizim Kocaeli çatısında bir dönem mesai arkadaşım olan ve haber müdürlüğümü yapan sevgili meslektaşım Murat Yoldaş, Batuk’u telefonla arayarak hem geçmiş olsun dileklerini iletmiş hem de kısa bir demecini almış. Bu röportaj Mehmet Batuk’un tahliye sonrası Kocaeli yerel basınına verdiği ilk röportaj olma özelliğine sahip. İlim Yayma Cemiyeti Gebze Şube Başkanı Sedat Çelik ve başkan yardımcısı Ziya Can’ın da eşlik ettiği, röportaja dönüşen keyifli sohbette Batuk sorularım üzerine şunları söyledi:


Kaza Anını Hatırlamıyorum
“Kaza anını hiç hatırlamıyorum. Bir benzinliğe girip kısa bir mola vermiştik. Ardından yine yola koyulduk ve ne olduysa ondan sonraki üç beş dakikalık süre içinde oldu. Direksiyondaydım. Uykulu veya yorgun değil aksine dingin ve moralliydim. Her şey bir anda yaşandı ve bitti. Ben o kazada hayatını kaybedenlere bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mahkemede Hakim Bey’e de aynı şeyi söyledim.

Günde İki ‘Öğün’ Kitap Molası



“Sivil hayatta da kitap okuma alışkanlığım zaten vardı. Ayaş’taki cezaevinde 10 binin üzerinde bir kütüphane olması benim için ayrı bir şans oldu ve kitap okumam belli bir düzene girdi. Düzenli olarak, her gün sabah ve akşam olmak üzere 2.5-3 saatlik iki ayrı zaman diliminde kitap okumaya başladım.


Kasiyerlik Yaptım
Ayaş’taki cezaevi adeta bir açık hava atölyesi gibiydi. Ayakkabı, çanta, mobilya dahil olmak üzere çeşitli üretimler yapmak mümkündü. Ben atölyelerde hiç yer almadım ama ‘kasiyerlik’ yaptım. Satış kısmında bana bir masa tahsis ettiler. Oturup beklerdim.


Günlük Tuttum
Cezaevinde günlük tutmaya da başladım. Cezaevinde tanıştığım insanlarla sohbet edip onların anlattıklarını not ettim. El yazısı ile kayıtlı o notları belki ileride kitaplaştırırım ama bu konuda kesin verilmiş bir kararım yok.


Girdim. Çıktım. Başbakan Değişmiş
Cezaevine girerken bıraktığım Türkiye ile cezaevinden çıktıktan sonraki Türkiye’yi kıyaslayacak olursam, Başbakan değişti. Bu arada cezaevinde tutukluların siyaseti nasıl izlediğine, yaşanan hadiseler üzerine yorumlarda bulunduğuna tanık oldum. Şuna kanaat getirdim ki ülkemizde mahkumlar, cezaevi koşullarında dahi siyaseti yakından takip ediyor ve fikir yürütüyorlar. Bu bence çok güzel bir vaka. Meselelere bakış açıları farklı insanların değerlendirmeleri, siyaset ve demokrasiyle, ülkemizle ilgilenmeleri benİ gerçekten çok mutlu etti.

Vefa Benim İçin İstanbul’un Bir Semti Değil

Hayır, vefa denilen kavram benim için İstanbul’da bir semt adından ibaret kalmadı. Tutukluluğum süresince çok sayıda eski yeni bakan ve milletvekili, siyasetçi, eş dost tarafından ziyaret edildim. Her biri bana çok büyük bir moral kaynağı oldu. Şahsım konumundaki biri için yapılan her bir ziyaretin ölçülemez şekilde manevi önemi vardı. Şahsınız aracılığı ile o süreçte şahsımı ziyarete gelen, tahliyemin ardından da geçmiş olsuna gelerek tüm sevenlerime yürekten teşekkür ederim.
Çok Uluslu Bir Sivil Toplum Örgütü

Çok sayıda sivil toplum örgütü üyesiyim, kimilerinin yönetimindeyim. Merkezi İstanbul’da olan Dünya Müslüman Parlamenterler Birliği içinde aktifim, yönetim kurulu üyesiyim.  Bu birlik 47 ülkeden eski yeni milletvekili ve bakanların üye olduğu bir birlik. Birlikte ülkeler üyeleri marifeti ile temsil ediliyorlar ve birlik ülkelerdeki halkların düşüncelerinin daha fazla katkıda bulunmayı da hedefliyor. Bilgi ve tecrübenin paylaşıldığı uluslararası bir sivil toplum yapılanması özetle.

İlim Yayma Cemiyeti Gebze Şubesi


Bugün burada başkanım ve başkan yardımcımla birlikte sizi ağırladığım İlim Yayma Cemiyeti Gebze Şubesi fikir ve kültür sanat ağırlıklı bir sivil toplum örgütü. Buradaki arkadaşlar ile de çeşitli çalışmalarımız oluyor.
Hayattan Emekli Olmayacağım

Malumunuz, Çayırova’da uzun süre öğretmenlik yaptım ve bu ilçemizde de geniş bir çevrem, dostlarım var. Gebze’de Huzurkent konutlarında da dairem var ve zaman zaman burada kalırım. Ankara’da ikamet ediyorum. AK Parti Yenimahalle İlçe Teşkilatı üyesiyim. Siyasetten kopamam. Bir üye olarak da verilen her görevi yaparım. Başka görevler üstlenmem gerekirse de üstlenirim. Emekliyim. Çok şükür geçinecek kadar bir gelirim olduğu için tüm çalışmalarımı sosyal yaşama ilişkin olarak sürdüreceğim. Bildik anlamda bir çalışma tempom olmayacak ama hayattan hiç emekli olmayacağım.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder